Kas 01

Devlet ile ihtilaflı arazilerin kayıt altına alınmasını kapsayan İmar Barışı, imar mevzuatına veya ruhsata aykırı yapılara verilecek “yapı kayıt belgesi” yle vatandaşların imar sorunlarını çözmeyi amaçlamaktadır. 6 Haziran 2018 tarihinde “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” ın Resmi Gazete’ de yayımlanması itibariyle hayata geçen imar barışı için şimdiye kadar rekor düzeyde bir başvuru yapılmış durumdadır. Vatandaşların yoğun ilgisinin sebebi ise ülkemizde yaklaşık 13 milyon bağımsız yapının kayıt altına alınmamış olmasıdır.

Peki, 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış yapıları kapsayan ve kaçak yapıların kayıt altına alınmasını hedefleyen imar barışı uygulaması ile yerel yönetimlerin günümüze kadar sürdürdüğü kaçak yapılara yönelik politikası askıya mı alınmıştır? Aslında bu konu şimdiye kadar sürdürülen yerel yönetim politikalarının detaylı analizini gerektirmektedir. Bununla birlikte imar barışının hayata geçmesine neden olan sürece kısaca değinmekte fayda vardır.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: , ,

Eyl 12

2018 yılında hayata geçen belki de en önemli proje, atıkların geri kazanımını hedefleyen “Sıfır Atık” projesidir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imza attığı ve Emine ERDOĞAN’ın öncülük ettiği bu proje, öncelikle atıkların yerinde ayrıştırılmasını imkân sağlayan alt yapıyı oluşturmayı hedeflemektedir. İnsanların kendi yaşam tarzlarında yapacakları küçük değişikliklerle başlayacak bu değişim süreci zamanla toplumsal kültürün bir parçası haline gelerek büyük değişimlere kapı aralayacak bir geri dönüşüm zincirini başlatacaktır. Böylece doğaya bu kez “homoekonomikus” kimliği altında tüketmeye odaklı insan eli değil, tükettiklerini tekrar üretmeye odaklı insan eli değecek ve doğanın yeniden kazanılması için önemli bir adım atılacaktır.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: ,

Ağu 16

Kentleşme olgusunun derinliğini daha çok hissettiğimiz günümüz dünyasında, kentlerin de ortak yaşam alanları olarak ne kadar önemli olduğuna her geçen gün biraz daha şahit oluyoruz. Mekân, nüfus ve yoğunluk olarak büyüme her ne kadar metropoliten kentler ortaya çıkarmış olsa da mevcut yönetsel yapıların bir takım stratejiler ile desteklenmesi gerekliliği ortadadır. Ülkemizdeki nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin şehirlerde yaşadığı düşünülürse, ülke yaşamında önemli bir yeri olan kentlerin iyi ve etkin yönetilmesinin ne kadar önemli bir konu olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle, tüm dünyada olduğu ülkemizde de 2000’li yıllar ve sonrasında, büyükşehirler ve belediyelere yönelik birçok düzenleme yapılmış bulunmaktadır.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: ,

Tem 24

nümüzde toplumların ihtiyaçları artarken, kamu hizmetlerinin tek bir merkezden yürütülmesi imkânı da giderek zorlaşmaktadır. Özellikle bazı hizmetlerin tüm ülkeyi değil de sadece belli bir bölgeyi veya bir grup vatandaşı kapsaması nedeniyle hizmetlerin merkezden yürütülmesi hem gecikmelere hem de maliyetlerin artmasına neden olabilmektedir. Ayrıca yerel mahiyetteki bir sorunun merkezden görülmesi ve en uygun çözüm tespitinin de merkezden yapılması her zaman mümkün olamamaktadır. İşte bu gereksinimle merkezden uzak bölgelerde etkili bir yönetimin sürdürülebilmesi için belirli alanlarda özerk bir yönetim şekline ihtiyaç duyulmuştur. Bu idare tarzı yerel yönetim olarak adlandırılmakta ve kamu hizmetlerinin yönetiminin, merkezi yönetimden ayrı özerk kamu hukuku tüzel kişilerine verilmesi olarak tarif edilmektedir.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: , ,

Tem 11

Nüfusun büyük çoğunluğunun kentlerde toplandığı günümüz koşullarında hayat artık yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de zorlaşmaktadır. Kentlerde büyümek kimi zaman daha fazla imkânlara daha hızlı ulaşabilmeyi mümkün kılarken, çoğu zaman çocuklar için olumsuz etkilere sebep olabilmektedir. Üstelik fiziksel mekânlarda var olan çarpıklık insan ilişkilerine de yansıyınca, kentlerin gittikçe yaşanılmaz bir hale geldiği gerçekliği ile bizleri yüzleştirmektedir. Bu sebeple büyük kentlerde yaşamanın belki de en büyük yükünü maalesef çocuklar çekmektedir.

Çalışan kadınlar olarak çocuklarımızı emanet ettiğimiz kişi ve kurumların ne kadar güvenilir olduklarını düşünürken, sokaktaki bir çocuğun sesine ne zaman hasret hale geldiğimizi düşünmek hayli korkutucu bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. Dışardan gelen çocuk sesleriyle nefes alan kent yaşam alanlarının artık geri de kaldığı aşikârdır. Bununla birlikte geleceğimizin teminatı olan bu genç bireylere daha sağlıklı mekânlar yaratmak boynumuzun borcudur.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: , ,

Haz 20

Topluma en yakın hizmet birimi şüphesiz ki yerel yönetimlerdir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin sadece toplumu oluşturan bireylere değil, bu bireylerin yaşamlarının çok önemli bir parçasını oluşturan diğer canlılara da hizmet yükümlülüğü vardır.

Bu duruma yönelik olarak son yıllarda yerel yönetimlerin hayvanlara yönelik bazı örnek uygulamalarına rastlamaktayız. Sokak hayvanları için konulan bayat ekmek kutuları, sokak hayvanlarının soğuk havalarda sığınmaları için yapılan küçük kulübeler, tüm gün hizmet veren hayvan ambulansları görmeyi arzuladığımız türden örnek uygulamalar olarak öne çıkıyor.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: , ,

Haz 12

Bilindiği gibi yerel yönetimler halka en yakın yönetim birimleridir. Ancak günümüzde her alanda olduğu gibi -küreselleşmenin etkisi ve bilgi iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmelerle- yerel yönetim birimlerinde de çok yönlü değişimler yaşanmaktadır. Burada sorulması gereken ilk soru şüphesiz ki kamu yönetimlerinin genelinde yaşanan ve yeni yönetim teorisinin şekillendirdiği bu sürecin, yerel yönetimleri nasıl bir yönetim anlayışına zorladığıdır. Bu soruya verilebilecek ilk cevap, içerisine girdiğimiz yeni dönemin yerel yönetimleri şeffaf, katılımcı, hesap veren ve etkin hizmet sunan, dinamik kurumlar olarak çalışmaya zorlaması olacaktır. Bununla birlikte yerel yönetimlerin böyle bir performans gösterebilmelerinin ön koşulu olarak ise katılımcılığın daha etkin ve yaygın kılınması da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde, demokratikleşmenin ve yerel kalkınmanın anahtarı olarak görülen “katılım”, sadece yasal düzenlemelerle hayata geçirilebilecek bir olgu değildir. Son yerel yönetim reform yasalarında, ülkemizin Avrupa Birliği’ne uyum çalışmalarının da etkisiyle daha katılımcı bir yerel yönetim yapı ve işleyişinin getirilmesine çalışılsa da, bunun realiteye dökülmesi her şeyden önce zihinsel bir dönüşümü gerektirmektedir. Çünkü katılım, kültürel bir nesne ve onun sosyo-politik bir öznesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Continue reading »

written by Şadiye ARSLAN \\ tags: , ,